Sözcükte Anlam Konu Özeti

Sözcük Nedir?

Harflerden oluşan bir dilin anlamlı en küçük yapı birimleridir. Diller zaman içinde kendiliğinden oluşmuş doğal bir araçlardır fakat unutmayın ki her dil sistematiktir, istisnaları olsa bile belli kurallar ve tanımlar bütünüdür!

Sözcükte Anlam Bakımından Sözcükler

Kelimeler anlamlı yapı birimleridir ama sahip oldukları anlamların cümlede kullanıldıkları şekle göre değişebildiğini söyleyelim. Yani hem kendi anlamları vardır, hem de cümle içinde başka anlamlar alabilirler.

Örnek olarak “sıcak” kelimesinin geçtiği şu 2 cümleye bir bakalım:

  • Hava çok sıcak olduğu için havuza gitmeye karar verdik.
  • Onunla yeni tanışmamıza rağmen bana çok sıcak davrandı.

Fark ettiğin gibi ilk cümlede sıcak kelimesi ilk anlamıyla, yani sözlük anlamıyla kullanılmışken ikinci cümlede ise “samimi, yakın” anlamıyla kullanılmıştır.

Sözcükleri aldıkları anlam bakımından aşağıdaki başlıklar altında inceleyebiliriz:

 Gerçek Anlam:
Sözcüğün temel ve sözlük anlamıdır. Bir başka deyişle sözcük sana söylendiğinde aklına gelen ilk anlamı da denebilir. Örneğin:

  • “Yeni aldığı ayakkabı ayağını yara yapmıştı.”
  • “Ayşe de babası gibi mavi gözlüdür.

Bu örneklerde ayak ve göz sözcüklerinin ilk anlamları insan vücudundaki bazı organlardır.

Yan Anlam:
Kelimenin gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı anlama yan anlam deriz. Fakat sözcük yan anlam kazanırken ilk anlamından tamamen uzaklaşmamıştır, gerçek anlamıyla bir ilişki veya benzerlik kurularak yeni bir anlam kazanmıştır. Yukarıda ilk kısımda kullandığımız ayak ve göz sözcüklerinin yan anlamla kullanıldığı örneklere bir bakalım:

  • “Bacağını masanın ayağına çarptı.”
  • “Kaybetti sandığı saat çantasının gözünden çıktı.”

Sen de burada cansız varlıkların belli kısımlarının insan organlarına benzetilerek yan anlam yaratıldığını artık öğrendin!

 Mecaz Anlam:
Burada kelime gerçek anlamından tamamen uzaklaşıp, bambaşka bir anlama kavuşuyor. Yukarda “sıcak” kelimesiyle verdiğimiz örnek aslında mecaz anlam örneğiydi. “Mecaz anlamı daha iyi anlamak için  “göz” kelimesiyle verilen şu örneği inceleyelim:

  • “Yaşadığı kazadan sonra artık hayata başka gözlerle bakıyordu.”

Burada göz kelimesi gerçek anlamından uzaklaşıp perspektif anlamında kullanılmıştır.

Terim Anlam:
Kelimelerin bilim, sanat, siyaset vb. alanlardaki anlamlarına terim anlam diyoruz. Mesela bir ev eşyasını tanımlamak için kullanılan “perde” sözcüğü tiyatroda bir oyunun bölümlerini tanımlamak için kullanıldığında terim anlamıyla kullanılmış olur.

Somut ve Soyut Anlam:
5 duyu organımızla algılayabildiğimiz sözcüklere somut derken 5 duyu organımız ile algılayamadıklarımıza soyut deriz. Çevremizde gördüğümüz şeyler ve işittiğimiz sesler somut şeylerdir: ev, okul vb. Ümit, aşk, korku, öfke gibi duygular 5 duyu organımızla algılayamadığımız için soyuttur.

Nitel ve Nicel Anlam:
Bir varlığın ölçülebilir bir başka deyişle sayılabilen özelliklerine ait anlamına nicel deriz.

  • “Ağır bir kitap taşıyordu.”
  • “Ankara’nın en yüksek binasına çıktı.”

Yukarıdaki örnek cümleleri okuyunca hemen fark edebileceğin gibi yüksek ve ağır kelimeleri nicel anlamlıdır. Peki o zaman nitel anlam nedir? Nitel anlam da tahmin edebileceğin gibi varlığın ölçülemeyeni sayılamayan özelliklerine aittir. Varlığın niteliğini, yani nasıl olduğunu gösterir.

  • “Son giydiği elbise çok güzeldi.”
  • “Yeni evinin duvarlarını mor renge boyamaya karar verdi.”

Gördüğün gibi güzel ve yeni sözcükleri nitel anlam taşımaktadır.

Sözcükte Anlam İlişkisi Bakımından Sözcükler

Kelimelerin kendi içinde nasıl anlam kazandığını öğrendiğimize göre, şimdi de sözcüklerin birbiri arasında nasıl anlam ilişkileri kurduğuna bakalım. Öncelikle sözcükler arası anlam ilişkilerini aşağıdaki gibi listeleyebiliriz:

Eş Anlamlı Sözcükler:
Bu tip kelimelerin hem yazılışları hem de birbirinden okunuşları farklı olsa da aynı anlamdadırlar. Bu yüzden eş, aynı anlamlı sözcükler adını almışlardır. Bu sözcükler birbirlerinin yerine kullanılabilir. Mesela:

  • Siyah-kara, beyaz-ak, kırmızı-al, yoksul-fakir, kelime-sözcük vb.

Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Bu tip sözcüklerin hem yazılışı hem de okunuşu aynı olsa bile aslında farklı anlamdadırlar,. Sadece sesleri aynı olduğu için eş sesli denmiştir. Mesela:

  • “Denizde yüzmeyi havuzda yüzmekten daha çok severim.”
  • “Aldığı ayakkabı ve çanta yüz lira tutmuştu.”
  • “Sabahları ilk iş elini ve yüzünü yıkardı.”

Üç cümlede de yüz kelimesini kullandık ama hepsi başka anlamda. İlk cümlede yüzmek eyleminden söz ederken, ikinci cümlede sayı olan yüz ve üçüncü cümlede ise insan vücudunun bir parçası olan yüz kullanılmıştır.

Zıt Anlamlı Sözcükler:
Birbirinin tersi anlama sahip kelimelerdir, birbirlerine zıt giderler de diyebilirsin. Mesela:

  • iyi- kötü, uzun-ince, soğuk-sıcak, ileri-geri, güzel-çirkin, erken-geç sözcük grupları zıt anlamlıdır.

Önemli bir not, bir şeyin olumsuzu onun zıt anlamlısı değildir! İnmek sözcüğünün zıttı inememek kelimesi değil, çıkmak kelimesidir!

Yakın Anlamlı Sözcükler:
Yakın anlamlı sözcükler ilk başta kafanı karıştırabilir ama biraz düşününce hemen anlayacağını düşünüyoruz. Yakın anlamlı sözcükler tıpkı eş anlamlı sözcükler gibi gözükürler yani yazılışları farklıdır. Eş anlamlı sözcüklerin anlamı bire birken yakın anlamlı sözcüklerin anlamlarında birbirinden farklılık vardır.

Yani her zaman birbirlerinin yerine kullanılamazlar!

Örneğin çiğnemek ve basmak eş anlamlı gözükse bile her zaman birbiri yerine kullanılamadıkları için yakın anlamlıdır deriz: yemeği çiğnemek derken yemeğe basmak diyemememiz gibi.

Genel ve Özel Anlam:
Anlamları kapsamlı olan kelimelere genel derken anlamı dar olanlara özel deriz. Örneğin sıralanmış kelimeleri birlikte inceleyelim:

  • Alem-canlı-hayvan-memeli-insan

Alem kelimesi diğer sözcüklere göre genel anlamlıyken, insan kelimesi ise bu gruptaki en özel anlamlı olandır.

Ad Aktarması:
Son konu başlığımız ad aktarması. Bu da tıpkı yakın anlamlı sözcükler gibi ilk başta anlaşılması zor olabilir ama örneklerle birlikte hemen anlayacağına inanıyoruz. Ad aktarması bir sözcüğün başka sözcük yerine benzetme amacı olmadan doğrudan kullanılmasıdır. Mesela:

  • “Beni evden yemeğe bekliyorlar.” cümlesinde ev sözcüğü benzetme olmaksızın doğrudan aile sözcüğü yerine kullanılmıştır.
  • “Milyonlar tek yürek bu anı bekliyordu.” cümlesinde milyonlar sözcüğü yine benzetme amacı olmadan halk sözcüğü yerine kullanılmıştır.
Söz Öbekleri

Yansıma Sözcükler:
Doğadaki cansız varlıkların, hayvanların, makinelerin çıkardığı seslerin taklit edilmesiyle oluşur. Örneğin:

  • “Yerdeki dalın üstüne basınca bir çatırdama duydu” cümlesinde ‘çatırdama’ kelimesi yansıma kelimedir.

Deyimler:
En az iki sözcüğün birleşmesiyle oluşmuş, kalıplaşmış ifadelerdir. Örneklere bakacak olursak:

  • “Etekleri zil çalmak”, “sırtı yere gelmemek”, “göze girmek” gibi söz öbekleri deyimdir.

Atasözleri:
Bir deneyim sonucu oluşmuş, söyleyeni bilinmeyen sözlerdir. Kalıplaşmışlardır ve içlerindeki kelimelerin hiçbiri değiştirilemez. Mesela:

  • “Bugünün işini yarına bırakma.”
  • “Meyve veren ağaç taşlanır.”

Özdeyişler:
Bir düşünceyi kısa ve özlü şekilde anlatan sözlere denir. Atasözlerinden farklı olarak söyleyeni genellikle bellidir. Şimdi birkaç tane dikkate alınası özdeyiş örneği inceleyelim:

  • “Boş bir çuvalın ayakta durması zordur.” (Benjamin Franklin)
  • “Yurtta sulh, cihanda sulh.” (Mustafa Kemal Atatürk)
  • “Sevginin olduğu yerde hayat vardır.” (Mahatma Gandhi)
  • “Yapılana kadar her şey imkansız görünür.” (Nelson Mandela)

Güzel Adlandırma:
Günlük yaşamda söylenmesi kaba bulunan veya uygun bulunmayan bazı sözlerin yerine daha güzel ve uygun sözler söylenmesidir. Örneğin:

  • “Ölmek” kelimesi yerine “vefat etmek” veya “hayata gözlerini yummak” gibi sözler söylenmesi güzel adlandırmadır.

İkilemeler:
Anlatımı güçlendirmek için aynı kelimenin, zıt anlamlı kelimelerin, benzer kelimelerin veya anlamsız iki kelimenin tekrar edildiği sözcük gruplarıdır:

  • “Usul usul”, “ileri geri”, “eski püskü”, “ıvır zıvır” örnekleri dört farklı türde ikileme örneğidir.

Dolaylama:
Tek kelimeyle ifade edilebilen bir kavramı birden fazla kelimeyle ifade etmeye denir. Mesela:

  • Kaleci yerine “file bekçisi” demek, turizm yerine “bacasız sanayi” demek, sinema yerine “beyaz perde” demek dolaylama örnekleridir.